Geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde Yuvarlakçay gündemi vardı. İlk olarak söz alan AK Parti Milletvekili Mehmet Nil Hıdır, belediye başkanlarını halkı sokağa dökmekle suçlayıp, olayın kan dökülme noktasına geldiğine ima etti. Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Grup Başkanı Oktay Vural ise Mehmet Nil Hıdır’a yüklendi. İşte o konuşmalar;
Mehmet Nil Hıdır; Kan dökme noktasına getirmeyin
Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; gündem dışı konuşmamda, Muğla'daki vahim olaylar üzerine değinmek istiyorum. Bu vahim olayların adı, her zaman olduğu gibi muhalefetin yürüttüğü "istemezük" kampanyası ve maalesef oyuncuları halkın adına icraat yapmak üzere seçilmiş belediye başkanlarımız, il genel meclisi üyelerimiz ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden bölgeye ziyarete giden grup başkan vekilleri. Mağdurlar ise her zaman olduğu gibi her zaman olduğu gibi vatandaşımız, köylümüz, esnafımız.
Değerli arkadaşlar, turizme beş yıldızlı tatil köyü kazandırmak için DPT kampını Çevre Bakanlığı ihale etti ama "yandaşlarına peşkeş çekiliyor" diye kamuoyu baskısıyla yatırımcıyı ürküttüler. Dünyada örneği olmayan içme suyu ve tarımsal sulama göleti yapıldı "yıkılıyor" diye kampanya başlatıp köylünün kısa zamanda suyu kullanmasını sağladılar, engellediler.
Yine köylerin bütçesini beldelere spor tesisi olarak kaydırmak suretiyle köy haklarını ihlal ettiler. Hastanelerin kat irtifakını, kat çıkartılmasını, organize sanayi yerine küçük sanayi sitelerini tesis ettiler. Ancak doğal gaz yerine güneş enerji santrallerinin ikamesini doğrusu anlamak mümkün değil. Ve nihayet Yuvarlakçay meselesinde köylümüz devletine isyan eder duruma geldi.
Haklı ya da haksız teknik hatalar yapılabilir. Biz bölgemizin milletvekilleriyle, Sayın Fevzi Topuz'la konunun teknik hatalarının olup olmadığını da inceledik, konuştuk. Sayın Valimiz Bakanlıktan, DSİ'den yeniden görüş istedi. Ancak, grup başkanlarımızın -bölgemize tabii ki hoş geldiler, sefa geldiler- olayı siyasi istismar konusu yapmaları neticesinde maalesef geldiğimiz nokta şu; Belediye Başkanının nakletmesiyle ifade ediyorum: Köylü diyor ki: "Mahkeme yatırımcı lehine bile olsa buradan su yerine kan akar." Ve bir başka ana diyor ki: "Burada çocuğum ölse bile çocuğu bir daha doğururum ama ben tarlamın suyuyla oynatmam."
Tabii ki köylüye verilen yanlış bilgiler neticesinde köylümüz bu havaya, bu atmosfere sokulmuş durumda. Nedir işin aslı? 5,3 metreküp saniyede su akıtılıyor, bunun 1,3 metreküpü kadim su hakkı olarak mahallelere ve Zeytinalanı köyüne veriliyor; 0,5 metreküpü can suyu olarak, hidroelektrik santralinden önü kesilen 2,5 kilometrelik dere yatağına verilmek suretiyle kurdun, kuşun hakkı dere yatağında bırakılıyor ve geriye kalan takriben 3 metreküp/saniyelik suyla HES Projesi devreye giriyor. 3,4 megavat gücündeki hidroelektrik santrali küçümseniyor. Oysa köylerimizdeki elektrik ihtiyacını, muhalefet ya da iktidar partili bütün milletvekillerimiz gittiğinde köylülerimiz şikâyet ediyorlar. Biz bu bağlamda, Bayır Barajını, Akköprü Barajını, Mumcular Göletini, Dalaman'ın bütün akarsularını bir an evvel devreye koyalım ve elektrik açığımızı giderelim diye çalışıyoruz ama maalesef bölgenin belediye başkanları 10 kilometrelik yolu trafiğe kapatmak suretiyle âdeta köylüyü sokağa döküyorlar. Bunlar kabul edilemez. Teknik hatalar varsa yanlış hesap Bağdat'tan döner. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, bu planlamalar layüsel, gelişigüzel yapılmış proje ve planlamalar değil, bu planlamaların hepsi Yüksek Planlama Kurulu kararı, Devlet Planlama Teşkilatının ödenek ayırması, Özel Çevre Koruma Kurumu dâhil on iki tane kurumun tek tek incelemesi, ÇED raporunu vermesiyle mümkün.
"Yanlış bilgilendirme var." dedim. Nedir bu yanlış bilgilendirme? "Seksen tane anıt ağaç kesildi." dediler.
Az önce Anıtlar Kurulu Başkanıyla konuştum, aynen ifadesi şu: "Orası doğal SİT alanı değil. Anıt statüsünde olabilmesi için yüz yaşını geçmiş…"
Sevgili Hocam, Anıtlar Kurulu kararını da inceledim: Kutru 45 ya da 50 santimetre olan çınar ağaçları. Korunması gereken bir ağaç topluluğu var ancak Orman Bölge Müdürlüğünün de bu konuda çürük raporu verdiği bir gerçek.
Değerli arkadaşlarım, el ele verelim, ülkemizin elektrik ihtiyacını karşılayalım derken sakın ola ki milletimizin aleyhinde, yatırımları engelleyici hiçbir karar almamaya, özellikle belediye başkanlarımızı, il genel meclisi üyelerimizi milleti tahrik etmemeye davet ediyorum. Biz, milletvekillerimizle, grup başkanlarımızla, medeni ilişkilerimizi sürdürmek şeklinde, oturur, meselelere bakanlık nezdinde çözüm buluruz.
Ama bunu hiçbir zaman kan dökülme noktasına getirmeye ne seçilmişlerin ne bizim ne de bu aziz Meclis çatısı altındaki hiçbir milletvekilinin hakkı yoktur.
Ben bu duygularla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu; Bu ifade doğru değil
Değerli milletvekilleri, gündem dışı söz almaya her zaman saygı göstermişizdir ama köylülere destek vermek için oraya giden milletvekillerini "köylüleri kışkırtmak" gibi bir ifadeyle Meclis kürsüsünde dile getirmek doğru bir ifade değildir. Orada iyi bir inceleme yapılmamış. Yuvarlak Çay gerçekten de bir doğa harikası, bu doğa harikasının yok edilmemesi gerekiyor. Orada 80'e yakın anıt ağaç var, Anıtlar Yüksek Kurulunun kararı var. 80 ağaçtan 10'u kesildi. Orman Genel Müdürlüğü çürük raporu vermiş. O gövdeleri bizzat gözlerimle gören birisiyim, tek bir satırında, tek bir halkasında çürük yoktur. Niçin kesersiniz onları? Efendim, üç yüz, dört yüz yıllık olursa… Elli yıllık, altmış yıllık, yetmiş yıllık bir ağacı kesmek gerçekten de bir vicdan sızlaması yaratmaz mı? Böyle bir anlayış olabilir mi?
Efendim, milleti tahrik ediyormuşuz biz. Köylülere destek veriyoruz. Onlar sularına sahip çıkıyorlar. Tarlaları susuz kalacak. 13-14 bin kişi tarlalarını sulamayacak, bunun derdindeler onlar. Elektrik üretilmesin mi? Üretilsin tabii. O kadar çok yerimiz var ki elektrik üretilecek yer. Niçin orası? Neden seçiliyor? O köylülere destek vermek de bizim görevimizdir. Eğer bir vatandaşın sorunu varsa, o vatandaşın sorunuyla iktidar partisi ilgilenmeyecek, muhalefet de mi ilgilenmeyecek? Elbette muhalefet ilgilenecek. Siz gidiyorsunuz, birilerini koruyorsunuz. Anıt ağacı kesiyorlar, ona da göz yumuyorsunuz. E birileri de bunun yanlış olduğunu söyleyecek elbette. Biz gideceğiz, o insanlara destek vereceğiz ve bu yanlışlığın düzeltilmesi için de iktidarın dikkatini çekeceğiz.
Bakın, Muğla milletvekillerimiz araştırma önergesi verdi. Ben isterim ki Sayın Hıdır da destek versin, araştıralım. O bölgeye gitsin milletvekillerimiz -iktidar, muhalefet- bakalım, doğru mudur, yanlış mıdır yapılan uygulama; yanlışsa düzeltelim.
Sizlerden şimdi biz destek bekliyoruz. Araştırma önergesine destek verin. Ak mı kara mı çıkar ortaya.
Oktay Vural: Son derece üzüntü verici
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, evet, Muğla'ya gittik, orada, Yuvarlakçay'da kurulmakta olan bir hidroelektrik santralle ilgili, köylüler, orada yüz-yüz elli yıllık ağaçların kesildiğini gören köylüler, bu orman katliamına "dur" demek, aynı zamanda on dört köyün de içme suyunu ve tarım suyunu temin eden o havzadan dolayı, havzada hidroelektrik santralinin yapılmasından dolayı da açıkçası susuz kalacaklarını, toprağı işleyemez hâle geleceklerini ifade ederek, orada açıkçası suyun başını tutmuşlardı.
Aslında orada biz bir milletvekili olarak orada bulunan vatandaşlarımızın bu haklı isyanı karşısında onlarla birlikte olmak için gittik. Doğrusu, milletvekillerinin milletle birlikte olmasından kim gocunur, onu anlayabilmiş değilim yani orada 14 bin tane köylü "Ben suyumu istiyorum, endişelerimi giderin." diyor, o yörenin milletvekili kalkmış "Niye gidiyorsunuz?" diye ifadelerde bulunuyor. Gerçekten, son derece üzüntü verici.
Muğla Milletvekilimiz Sayın Metin Ergun'la gittik. Evet, köylüler, suyuna sahip çıkmak istiyor. Köylüler, tarımı besleyen bu suyun kesilmesini istemiyorlar. Orada, Beyobası Belediyesi de Milliyetçi Hareket Partili bir belediye olduğu için de bütün vatandaşlarımızın bu haklı davasına destek olmak amacıyla orada bulunduk. Ya ne günlere kaldık, bu milletin toprağını sulamasını istemek milleti kışkırtmak, yüz-yüz elli yıllık ağaçların kesilmesini engelleyen köylülerle birlikte olmak yine milleti kışkırtmak oluyor. Yani, milletin vekili olmak lazım. Orada 2-3 megavat santral kuracak olan şirketlerin menfaatlerini takip etmek yerine 14 bin kişinin ıstırabını duymak için oraya gittik. Gerçekten, burada Nil Bey… Nil Bey burada mı bilmiyorum ama Nil Bey…





















Yorumlar
Özel Çevre Koruma Kurumu, Yuvarlakçay'ın 500m.sağ ve solu Sit alanı olduğu için izin vermemiş!
Lütfen,açıklayı nız ! Akfen Şirketine neden izin verildi ?
Çifte standart yapılmamalı ! Kurumlara güvenimiz kalmadı!
Aynı Yuvarlakçay'da HES yapımı için binlerce ağaç kestiler!
Yöre Köylülerine bilgi vermeden 49 yıllığına kiraladılar !
Yuvarlakçay,siy asi değil toplumsal ve yaşamsal bir sorundur.
Yuvarlakçay sorunu Siyasi Partilerin üstündedir..
Suyun paylaşımında bugün de sorunlar yaşanıyor !
Yarın,baraj yapımından sonra şiddetli su kavgaları yaşanır!
Görünen köy kılavuz istemez ..Lütfen,inat etmeyiniz !
Yuvarlakçay'ın Doğası hepimizin..
Atalarımızdan bizlere emanet,çocuk ve torunlarımızdan borç aldığımız ;Anıt Ağaçlarımızı geri getirebilir misiniz ? Lütfen..
Saygılarımla...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.