AZ DURUN GAZİLER!

AZ DURUN GAZİLER!

"UMUT HAKKI VAR ŞİMDİ, GAZİ HAKKI SONRA, AZ BEKLEYİN!"

Olabilir gazi, bu memleket için cepheye gitmişsindir...

Bu memleket için bu memleketin dağlarında gecen gündüze, gündüzün geceye dönmüştür...

Olabilir, aç susuz vatan millet için günlerce dağlarda kalmışsındır...

Olabilir gazi, olabilir...

Bu millet gece rahat uyuyabilsin diye dağlarda uykusuz geceler geçirmişsindir...

Olabilir, bu milletin çocukları rahat okullarına gidip gelebilsinler diye kendi çocuklarına hasret kalmışsındır...

Olabilir gazi, herkes şehrinde, sokağında, evinde güvende yaşayabilsin diye kendini tehlikeden tehlikeye atmışsındır...

Olabilir gazi, olabilir...

Ömrünün baharında kınalı kuzular gibi allayıp pullamıştır eşin dostun seni, sonra dualarla yıkık dökük baba ocağından cepheye gitmişsindir.

Peygamber ocağı bildiğin yerde vatan-millet diyerek ömrünün en güzel yıllarını harcamışsındır gazi, buna da sözümüz yok...

Şehit olan arkadaşlarının parçalanmış bedenlerine yaslayıp yüreğini intikam duygularıyla taşa toprağa, vatana bayrağa yeminler etmişsindir...

Olabilir gazi, olabilir...

Sen cephede canın Allah'a emanet namlunun başında beklerken arada bir sırtını sıvazlayan büyüklerinden cesaret alıp kurşunlara siper etmişsindir kendini...

Bu memlekette çocuklar okul zilleriyle babalarının kollarına koşabilsinler diye sen siperde çocuklarının yıpranmış fotoğraflarına sarılıp vaktin kurşuni ufuklarında hüznün bin türlüsüyle göz yaşları dökmüşsündür...

Olabilir gazi, tek bir gün bir cepheden bir villaya, bir malikaneye, bir politikacının evine şehit ateşi düşmezken neden hep virane evlerde acılar pazarlanır vicdanlara diye düşünmeden vatan aşkıyla ömrünü cephede geçirmiş de olabilirsin...

Olabilir gazi, olabilir...

Seçim zamanlarında Vatan, Millet, Sakarya söylemleriyle meydanlar inlerken bir gün parklarda protez bacaklarının çöp torbalarına konarak taşınıp yaka paça oradan oraya sürükleneceğini hiç aklına getirmemiş olabilirsin...

Herkes hakkını hak ettiği şekilde yaşayabilsin diye sen cephede kolunu bacağını bırakırken bir gün bir hak arayışına girdiğinde etrafında kimseyi bulamayabileceğini belki hiç düşünmemiş olabilirsin...

Olabilir gazi, sana bunlar terörist diye hedef gösterenlerin bir gün onlara sayın diye hitap ederek seni karga tulumba parklardan parklara sürebileceğini düşünmemiş olabilirsin...

Olabilir gazi, olabilir...

Yüreğin ağzında, hayal kırıklıklarından bastonlar yaparak kendine yaslana yaslana uyum evlerine yürüyeceğini düşünmemiş olabilirsin.

"Teröristin hakkı mı olur?" diyerek sana istikamet gösterenlerin bir gün senin hak arayışına sessiz kalacaklarını hesap edememiş olabilirsin...

Olabilir gazi, bir gün şehidin de gazinin de zihinlerde politik sınıflamalara tabi tutulabileceğini hesap etmemiş olabilirsin...

Olabilir gazi, olabilir...

Ben de bir gün bir teröriste haklarını vermek için yarışanların seni hak arama mecburiyetinde bırakacaklarını hiç düşünmezdim...

Yani hayal kırıklarımız arasında görünmez köprüler kurdu zaman...

Lakin gazi, kızılcık şerbetinin tadına bağışıklık kazandık bir kere...

Şimdi akıl ve ruh sağlığımızı tehdit eden politik reflekslerin farklı bir versiyonuyla karşı karşıya olduğumuzun bilincindeyiz...

ŞİMDİ UMUT HAKKI VAR GÜNDEMDE, BİR GÜN SIRA SENİN HAKLARINI TESLİM ETMEYE DE GELİR ELBET...

ŞİMDİ BÜTÜN ACELEMİZ KATİLE SAYIN DEMENİN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEK İÇİN...

Neyse gazi, benim içim acır fazlasını yazmakta...

Ömer Hayyam'ın sözleriyle seslenmek isterim sana gazi...

"Gün gelir... Söz biter sükut olur.

Çivisi çıkar dünyanın...

Konuşmayanlar hatip...

Şifa veremeyenler tabip...

Yazamayanlar kâtip olur...

Ama yine öyle bir gün gelir ki...

İşler ters döner...

Aldatan, bir gün sadakat için...

Çalan, birgün adalet için...

Döven, birgün şefkat için yalvarır...

"Piyon" deyip geçme, gün gelir şâh olur...

Şâha da fazla güvenme...

Gün gelir mat olur...

İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur?"