BİZ NEYE MARUZ KALIYORUZ BÖYLE BE KARDEŞİM!

Bu toplumun hafızası her gün travmalarla doldu, her gün cinayet haberleriyle doldu, her gün bilmem ne çirkef haberlerle doldu...

BİZ NEYE MARUZ KALIYORUZ BÖYLE BE KARDEŞİM!

Hemen her gün bahis operasyonları...

Hemen her gün sanal kumar operasyonları...

Hemen her gün çete operasyonları...

Hemen her gün cinayet haberleri...

Hemen her gün uyuşturucu operasyonları...

Hemen her gün kadına yönelik şiddet haberleri...

Tüm bunlar neden oluyor bu memlekette diye düşünüp bir çözüm üretmek yerine hemen her gün operasyon yaptık, onu yakaladık, bunu yakaladık diye övünen devlet büyükleri...

Yahu yazık değil mi bu millete?

Bu toplum her gün yeni bir travmaya maruz kalıyor beyler...

Bu millet her gün yeni bir şiddet sarmalının zihinsel kalıntıları üzerine hayat sürme mecburiyetinde kalıyor...

Gülistan Doku...

Hayatının baharında sıfatına vali denilen, insanlığını yitirmiş bir cinnet ruhlunun oğlu tarafından öldürülüyor...

Gençliğinin en güzel çağında bir cinayete kurban ediliyor...

Ne için?

İki yüzlü, ruhunu yitirmiş, şeytanın bile aklına gelmeyecek dalaverelerle cinayeti örtbas etmeye çalışan bir valinin şirret ve ahlaksız oğlunun zevki, keyfi, bilmem neyi için...

Vali oğlunu koruma bahanesiyle medyayı ve arama faaliyetlerini yanlış yönlendirmek için en önden gitmiş...

Kendisi de herkesle birlikte Gülistan'ı arıyormuş görüntüsü vererek günlerce delillerin ortadan kaldırılması için uğraşmış...

Vali oluyorsun da insan olamıyorsun...

Bir valinin oğlu gencecik bir kızı tahmin bile edilemeyecek şekilde öldürüyor...

Sonra o vali cinayetin izlerini yok etmek için her türlü dalavereyi çeviriyor...

Devletin gücüyle siyasileri arkasına alıyor...

STK'ların soytarılarını arkasına alıp kendini koruma refleksi içeren açıklamalar yapmalarını sağlıyor...

Devletin polisi delilleri karartmada devreye giriyor...

Delillerin karartılması için devletin valiye tahsis ettiği koruma polisi rol alıyor...

Delillerin karartılması için devlet hastanesinin başhekimi hastane kayıtlarını siliyor...

Siz ne tür bir yaratık sürüsüsünüz ki bunca aşağılık işleri yaparken vicdanınız bile sızlamıyor...

İnsanın aklı almıyor gerçekten...

Hemen her gün çek-senet mafyasına operasyon haberleri düşüyor ekrana...

Hemen her gün sokak çetelerine operasyon haberleri düşüyor...

Hemen her gün mali polisin operasyon haberleri düşüyor manşetlere...

Hemen her gün uyuşturucu haberleri ve uyuşturucu haberlerine konu olan kişilere operasyon görüntüleri düşüyor ekranlara...

Hemen her gün yolsuzluk operasyonları...

Hemen her gün kadın cinayetleri haberleri...

Hemen her gün şiddet sarmalına düşmüş bir toplum psikolojisinden yansımalar izliyoruz adeta...

SORUMLULAR İSE HEMEN HER GÜN EKRANLARA ÇIKIP "BU GÜN ŞU OPEROSYANU YAPTIK, BU OPERASYONU YAPTIK" DİYE AÇIKLAMALAR YAPIYORLAR...

İnsan düşünmeden edemiyor gerçekten...

Peki güzel, hoş, hemen her gün bu operasyonları yapıyorsunuz da peki bu toplum bu hale nasıl geldi, bu toplum nasıl düzelecek bununla ilgili bir planınız var mı?

Yani bu operasyonları yapıyor olmanız sizleri çok mu dürüst yapıyor, çok mu başarılı kılıyor?

Sizler bu operasyonları yapınca memleket için çok büyük işler yaptığınız hissiyle mi hayatlarınızı sürdürüyorsunuz?

Peki bu toplum bu çürümüşlük sarmalına düşerken bu memleketi yönetenler kimlerdi?

Ya da şunu mu anlamamız gerekiyor: Sizler bu toplum yeterince çürüsün, yeterince batağa saplansın, yeterince birbirlerini aşağı çeksinler sonra biz ortaya çıkar nasılsa kusuru olanları içeri tıkar bu toplumu düzeltiriz diye mi düşündünüz?

Yazık oluyor gerçekten...

Bu kadim milletin ruhsal çöküntüsü bir yana siyasi ahlak, toplumsal ahlak, ticari ahlak gibi en önemli konularda bile batağa saplandığını görmüyorsanız ve aynaya bakıp "Evet bu toplumun bu çürümüşlüğünde bizim de payımız var, bir şeyleri yanlış yapıyoruz" diyemiyorsanız...

Tutuklamalarınızın, göz altılarınızın, adli işlemlerinizin haber olmaktan öte bir değeri de olmayacaktır...