Yeniden Refah Partisi’nden Borsa İstanbul’daki Çöküşe Sert Tepki: “Siz Sormazsanız Biz Soracağız”
Borsa İstanbul’da 16 Eylül 2026 tarihinde yaşanan sert düşüşün ardından Yeniden Refah Partisi’nden dikkat çeken bir açıklama geldi. Yaşananların sıradan bir piyasa dalgalanması olmadığı savunulan açıklamada; denetim mekanizmaları, yüksek değerlemeler, fon şirketleri ve çöküş öncesinde piyasadan çıkan çevreler hakkında kapsamlı soruşturma çağrısı yapıldı.
Borsa İstanbul’da yaşanan sert değer kaybı, küçük yatırımcıların uğradığı zararlarla birlikte siyasetin de gündemine taşındı. Yeniden Refah Partisi, milyonlarca tasarruf sahibini etkileyen gelişmelerin “iş kazası” ya da olağan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek çok ağır iddialarda bulundu.
Partiden yapılan açıklamada, yıllarca biriktirdikleri tasarrufları devletin denetimi altındaki sermaye piyasalarına yatıran küçük yatırımcıların büyük kayıplarla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Yaşanan tablonun doyumsuzluk, denetimsizlik ve liyakatsizliğin sonucu olduğu ileri sürülerek sorumluların yargı önünde hesap vermesi istendi.
Uluslararası kuruluşların uyarıları neden dikkate alınmadı?
Açıklamada, S&P ve MSCI gibi uluslararası kuruluşların Türkiye’ye yönelik daha önce yaptığı belirtilen uyarıların neden dikkate alınmadığı soruldu.
Ekonomik faaliyetleri ve üretim kapasiteleriyle bağdaşmadığı öne sürülen bazı şirket değerlemelerinin kısa sürede olağanüstü seviyelere ulaştığı savunularak şu sorular gündeme getirildi:
“Hiçbir ekonomik dayanağı, üretimi ve karşılığı bulunmadığı iddia edilen şirketlerin halka arz değerlerinin 80 ila 100 katına kadar yükselmesine kimler göz yumdu? Türkiye’nin yarım asırlık köklü sanayi kuruluşlarının ulaştığı piyasa değerlerine birkaç ay içerisinde ulaşan şirketlere kimler onay verdi, kimler destek oldu?”
Fon şirketleri ve mevzuat mercek altında
Yeniden Refah Partisi, fon şirketleri ile tasarruf finansmanı şirketleri arasındaki mali ilişkilerin de araştırılması gerektiğini belirtti. Fon şirketlerinin sahip oldukları tasarruf finansmanı şirketlerinden borçlanabilmelerine imkân sağlayan düzenlemelerin kimler tarafından ve hangi gerekçelerle hayata geçirildiği soruldu.
Açıklamada ayrıca mevzuatta yer alan “inançlı mülkiyet esası” kavramının bazı fonlar tarafından ihlal edildiği iddia edilerek, denetleyici kurumların bu süreçteki tutumunun açıklığa kavuşturulması istendi.
“Çöküşü önceden haber alanlar var mı?”
Partinin açıklamasındaki en dikkat çekici iddialardan biri de bazı siyasetçi ve bürokratların yaklaşan çöküşten önceden haberdar olmuş olabileceği yönündeydi.
Küçük yatırımcılar büyük kayıplarla mücadele ederken sermayesini zamanında piyasadan çıkaran siyasetçi, bürokrat veya ayrıcalıklı çevrelerin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek, varsa bu kişilerin kamuoyuna açıklanması çağrısı yapıldı.
Sosyal medyada küçük yatırımcıları suçlayan paylaşımlara da tepki gösterilen açıklamada, çöküşün sorumluluğunu yatırımcıların “kâr hırsına” yüklemeye çalışan hesaplarla, düşüşten önce piyasadan çıkan çevreler arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığının incelenmesi istendi.
“Türkiye’nin kaynakları imtiyazlı çevrelerin sömürü alanına çevrildi”
Yaşananların kontrolsüz, denetimsiz ve işbirlikçi bir düzenin sonucu olduğu savunulan açıklamada, Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının imtiyazlı bazı çevrelerin oyun ve sömürü alanına dönüştürüldüğü ileri sürüldü.
Borsa İstanbul’daki sert düşüşün tüm yönleriyle araştırılması ve ihmal ya da suistimali bulunanların yargı önüne çıkarılması gerektiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
“Bu organize dolandırıcılık iddiasının hesabını hukuk sormayacaksa kim soracaktır? Açıkça söylüyoruz: Siz sormazsanız biz soracağız.”
“16 Eylül 2026 tarihini not ediyoruz”
Yeniden Refah Partisi, olayın üzerinin kapatılmasına ve sorumluların adaletten kaçmasına izin vermeyeceklerini belirterek 16 Eylül 2026 tarihinin unutulmayacağını açıkladı.
Partinin açıklaması şu sözlerle tamamlandı:
“Bu ağır suistimalin üzerinin kapatılmasına, sorumluların adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz. 16 Eylül 2026 tarihini not ediyoruz. İktidarımızda, bu günü milletimize yaşatan suistimalcilerden ve işbirlikçilerinden hukuk önünde hesap soracağız.”
