Yeni Parti Tarım ve Hayvancılıktan Sorumlu Muğla İl Başkan Yardımcısı Tamer Demirkan: Muğla tarımında üretici kazanmalı, gençler toprağa dönmeli

Tarım ve Hayvancılıktan Sorumlu YENİ Parti Muğla İl Başkan Yardımcısı Tamer Demirkan, Muğla’da üreticilerin yaşadığı sorunları ve partisinin çözüm önerilerini gazetemize anlattı. Demirkan, tarım ve hayvancılığın geleceği için üreticinin emeğinin karşılığını alması, kırsaldaki insan kaynağının güçlendirilmesi ve kooperatiflerin üreticiye kazanç sağlayan yapılara dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Muğla’da tarım ve hayvancılığın geleceğini, YENİ Parti’nin tarım ve hayvancılıktan sorumlu Muğla İl Başkan Yardımcısı Tamer Demirkan ile konuştuk. Tarımsal iş gücündeki azalmadan pazarlama sorunlarına, su kaynaklarının korunmasından aile işletmelerinin devamlılığına kadar birçok başlığı değerlendiren Demirkan, üretimin sürdürülebilmesi için çiftçinin gelir güvencesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yerel ürünlerin işlenmesi, depolanması ve dünya pazarlarına ulaştırılmasının önemine dikkat çeken Demirkan, gençlerin tarıma yönelmesinin de kazanç sağlayan işletmelerin çoğalmasıyla mümkün olacağını belirtti. Demirkan, turizm ile tarım arasındaki iş birliğinden kırsal yaşamın canlandırılmasına uzanan sorularımızı yanıtladı.

Muğla’nın ilçelerindeki farklı yetiştiricilik ve üretim kaynakları dikkate alındığında nasıl bir tarım politikası izlenmeli?

Meseleye yalnızca ilçelerin ihtiyaçları üzerinden değil, sahip oldukları üretim kaynakları üzerinden bakmak gerekiyor. Muğla’nın coğrafi konumu, iklimi ve yüzlerce yıllık tarım kültürü önemli bir birikim oluşturuyor.

Yapılması gereken, bu birikimi izlenebilirlik ve gıda güvenliği açısından dünya standartlarına uygun üretimle buluşturmak. Yerel ürünlerimizi dünya pazarlarında talep gören ticari ürünlere dönüştürecek tarım ve hayvancılık politikaları oluşturmalıyız.

Yem, gübre, mazot ve enerji giderleri karşısında küçük üreticinin ayakta kalması için hangi adımlar atılmalı?

Üreticimiz imkânlarına göre hareket etmeyi, ayağını yorganına göre uzatmayı iyi bilir. Ancak bugün temel sorun, o yorganın ölçülerini bilememek. Üretici mahsulünü kaç liraya satacağını ve parasını ne zaman alacağını öngöremiyor.

Bu nedenle üreticinin yetiştirdiği üründen para kazanmasını sağlayacak sistemi kurmak zorundayız. İzlenebilir, gıda güvenliği sağlanmış ve pazarda karşılığı bulunan ürünler üretmeliyiz.

Çocuklarımız, ailelerinin üretimden gelir elde ettiğini gördüğünde bu sürece katılmak isteyecektir. Böylece tarımdaki iş gücü açığının giderilmesi için de önemli bir adım atılmış olur.

Turizm ile tarımın birbirini desteklemesi için nasıl bir tedarik modeli öneriyorsunuz?

Önceki Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün “Yaylada üretelim, sahilde satalım. Toprağını satma, ürününü sat” yaklaşımı önemliydi. Ancak üretim sezonumuzla turizm sezonunun her zaman örtüşmediğini de dikkate almak gerekiyor.

Turizmi yıl geneline yayacak çalışmalarla birlikte gastronomi turizmini geliştirmeliyiz. Tarımsal ve hayvansal ürünleri işleme kapasitesini artırmalı, lisanslı depoculuğu güçlendirmeliyiz.

Otellerde ve restoranlarda çalışan aşçıların, gıda mühendislerinin ve satın alma sorumlularının yerel ürünleri daha yakından tanımasını sağlamalıyız. Talep oluşturmak açısından bu önemli. Ticaret odalarımız da bu iş birliklerinin kurulmasına katkı sunmalı.

Tarım arazilerinin turizm, konut ve diğer yatırımlar karşısında korunması konusunda yaklaşımınız nedir?

Bakan “Müjde” Dedi, Vatandaşların Yorumları Gülümsetti
Bakan “Müjde” Dedi, Vatandaşların Yorumları Gülümsetti
İçeriği Görüntüle

Tarım alanlarını korumaya yönelik düzenlemelerin uygulamada etkili olması gerekiyor. Benim durduğum yer açık: Sürdürülebilir bir tarım politikası için üretim alanlarının korunması, ülkemizin geleceği açısından yaşamsal öneme sahip.

Tarımsal üretim alanlarını turizm veya konut yatırımlarına açmayı, altın yumurtlayan tavuğu kesmeye benzetiyorum. Kısa vadeli getiriler uğruna toprağın uzun vadeli üretim değerini kaybetmemeliyiz.

Muğla, kuraklığa ve sulama maliyetlerine karşı nasıl hazırlanmalı?

Muğla’nın birçok ilçesinde DSİ tarafından yapılmış açık ve kapalı sulama sistemleri, barajlar ve sulama göletleri bulunuyor. Öncelikle mevcut yatırımların bakımının yapılması ve verimli biçimde işletilmesi gerekiyor.

Kontrolsüz derin kuyuların denetim altına alınması, suyun verimsiz kullanıldığı yöntemlerden damlama gibi sistemlere geçilmesi de önemli.

Ürün desenini su kaynaklarına göre planlamalıyız. Geniş tarım alanlarında mısır ve yonca gibi yüksek su ihtiyacı olan ürünlerin yerine, uygun koşullarda daha az suyla yetiştirilebilen alternatifler değerlendirilmelidir.

Hayvancılıkta üreticinin kazancını artırmak için nasıl bir yol haritası izlenmeli?

Önceliğimiz, üreticinin faaliyetini sürdürebilmesi. Bunun temel koşulu da yaptığı işten para kazanmasıdır. Yem ihtiyacını uygun maliyetlerle karşılayabilmesi, hayvan sağlığı hizmetlerine zamanında ve makul ücretlerle ulaşabilmesi gerekiyor.

Ülkemizde ziraat ve veterinerlik alanında eğitim veren fakülteler, yetişmiş uzmanlar ve önemli bir bilgi birikimi var. Bu kapasiteyi sahada daha etkili kullanmalıyız.

YENİ Parti olarak yaklaşımımız, bakanlık personelinin bilgilerini yurt içi ve yurt dışı eğitimlerle güncellemesini sağlamak; uzmanları büro işlerinden mümkün olduğunca çıkarıp üreticinin yanında çalışabilecekleri bir yapıya kavuşturmak. Köylerimizin ziraat teknisyenlerine, mühendislere ve veterinerlik hizmetlerine düzenli erişimi olmalı.

Pazarlama sorununu da üreticiyi bir araya getirerek çözmeyi hedefliyoruz. Kooperatif ve birlikler aracılığıyla standartları belirlenmiş, güvenli ve izlenebilir ürünlerin dünya pazarlarına ulaşmasını sağlamalıyız. Tarım ve hayvancılık ürünlerimizi bilinen markalara dönüştürmek zorundayız.

Küçük aile işletmelerinin üretimden çekilmesini önlemek için nasıl bir destek modeli gerekli?

Aile işletmelerinin devamlılığı, ikinci ve üçüncü kuşakların bu işi sürdürmek istemesine bağlı. Bunun için de işletmelerin para kazanıyor olması gerekiyor. Üretici çalıştığı hâlde zarar ediyorsa önce bu temel sorunu çözmeliyiz.

Kooperatifler üzerinden doğru bir birliktelik kurarak ürün standartları oluşturmalı; işleme, paketleme, depolama ve pazarlama imkânlarını geliştirmeliyiz.

Destek başvurularındaki bürokrasi aile işletmeleri için sadeleştirilmeli. Aile işletmeleriyle büyük entegre işletmelerin tanımları net yapılmalı ve ihtiyaçları ayrı değerlendirilmelidir. Her ikisi de ülkemiz için değerlidir; ancak aynı desteğe, aynı koşullarda ihtiyaç duymayabilirler.

Muğla’da arıcılığı ve çam balı üretimini güçlendirmek için neler yapılmalı?

Çam balının geleceğini ormanlarımızın geleceğinden ayrı düşünemeyiz. Kızılçam ormanlarını koruyamadığımızda üretimin azalması, hatta bazı alanlarda sona ermesi riskiyle karşılaşırız. Doğal kaynakları korumak aynı zamanda temel bir insanlık sorumluluğudur.

Üreticileri doğru yapılandırılmış kooperatiflerde buluşturmalı ve kapsamlı bir eğitim çalışması başlatmalıyız. Bu eğitim yalnızca üretim tekniklerini değil; gıda güvenliğini, sürdürülebilirliği ve koruma-kullanma dengesini de kapsamalı.

Hedefimiz, çam balının marka değerini güçlendirirken ortaya çıkan kazancın üreticiye adaletli biçimde ulaşmasını sağlamak.

Kooperatifler üreticiye daha fazla gelir sağlayan yapılara nasıl dönüşebilir?

Ortak girdi alımı, depolama, işleme ve doğrudan satış için kooperatifçilik önemli bir araç. Ancak yalnızca kooperatif kurmakla sorun çözülmüyor.

Muğla’da yaklaşık 220 tarım ve hayvancılık kooperatifi bulunduğunu ifade ediyoruz. Sayı tek başına yeterli olsaydı bugün pek çok sorunun aşılmış olması gerekirdi.

Bizim kooperatifçilikten anladığımız; yalnızca kendi mal ve nakit varlığını büyüten, içine kapanan bir yapı değil. Üyelerine düzenli kazanç sağlayan, şeffaf ve denetlenebilir kuruluşlardan söz ediyoruz. Başarıyı, kooperatifin büyüklüğü kadar üreticinin gelirindeki artışla da ölçmeliyiz.

Gençlerin tarım ve hayvancılığı bir gelecek seçeneği olarak görmesi için ne değişmeli?

Gençlerin önünde bu alanlarda çalışıp iyi kazanan örnekleri çoğaltmalıyız. Üretimin karşılığını gören genç, tarımı bir gelecek seçeneği olarak değerlendirebilir.

Bu alana girmek isteyenlere önerim; hayallerinden vazgeçmemeleri, fikirlerini yazılı bir projeye dönüştürmeleri ve çok araştırmaları. En önemlisi de kurmak istedikleri işle ilgili faaliyet gösteren bir işletmede bir süre çalışmaları. Sahada deneyim edinmek, başlangıçta daha doğru kararlar almalarını sağlar.

Kadınların üretimdeki emeğinin gelire ve karar alma gücüne dönüşmesi için ne yapılmalı?

Kadınların yaşamın her alanında eşit temsil edilmesini ve karar alma hakkına sahip olmasını savunuyoruz. Üreticileri kadın ve erkek diye ayıran tanımların bile kimi zaman ayrımcılığı çağrıştırabildiğini düşünüyoruz.

Kooperatiflerde de esas olan; doğru yönetim, eşit katılım ve üreticinin emeğinin karşılığını almasıdır.

Muğla’nın yerel ürünlerinde coğrafi işaret, markalaşma ve ihracat çalışmaları üreticinin kazancına nasıl yansıtılabilir?

Bir ürüne coğrafi işaret almak tek başına üreticinin gelirini artırmıyor. Önce o ürünü sürdürülebilir biçimde üretmeli ve pazarda karşılığı bulunan ticari bir değere dönüştürmeliyiz.

Üretim alanlarının korunması, gıda güvenliğinin sağlanması, işleme ve depolama altyapısının kurulması bu sürecin parçaları. Markalaşmayı yalnızca bir isim veya belge olarak görmemeliyiz. Ürünün üretimden satışa kadar bütün aşamalarını birlikte ele almalıyız.

Merkezi yönetim, belediyeler ve meslek kuruluşlarının sorumluluklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siyasi olarak yakın olduğunuz bir kurumu da eleştirir misiniz?

Tarım ve Orman Bakanlığı bu alandaki temel yetkili kurumdur. Belediyeler kendi yasal yetkileri çerçevesinde üretimin devamına yönelik destek ve denetim görevleri yürütür. Meslek kuruluşları da üyelerinin faaliyetlerini mesleki ve etik kurallar açısından değerlendirir.

Siyaset anlayışımız, kamuya ve vatandaşa karşı yapılan yanlışları kimden gelirse gelsin dile getirmektir. Nezaket çerçevesindeki eleştirilere açık olmak hem kişiyi hem toplumu geliştirir.

YENİ Parti’nin Muğla’daki tarım ve hayvancılık yaklaşımını üç somut taahhütle nasıl anlatırsınız? Finansman ve başarı ölçütünüz ne olacak?

İlk taahhüdümüz, kırsaldaki insan kaynağını güçlendirmek. Köy okullarını yeniden açarak; öğretmen, sağlık çalışanı, ziraatçı ve veteriner gibi kamu görevlilerinin köylerde bulunmasını sağlayarak sosyal yaşamı canlandırmayı ve köyden kente göçü tersine çevirmeyi hedefliyoruz.

İkincisi; izlenebilir, gıda güvenliği sağlanmış, sürdürülebilir ve marka değeri taşıyan tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretilmesini sağlamak.

Üçüncüsü ise üretici birlikleri ve kooperatiflerin yeterli sayıda kurulmasını ve doğru çalışmasını sağlayarak üretimden doğan katma değeri tabana adaletli biçimde yaymak.

Finansman açısından ülkemizin tarım ve hayvancılığa ayıracağı kaynakların yeterli olacağına inanıyoruz. Önemli olan, bu kaynakların doğru işlere yönlendirilmesi. Üreticilerin bir yıl dolmadan işlerin doğru bir yola girdiğini görebileceğini düşünüyoruz.