Akşit’ten Genetik Güvenlik İddiası: Türkiye’ye Bilim İnsanları ve Laboratuvar Çağrısı
TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, Türkiye’den kök hücrelerin yurt dışına götürüldüğünü ve Türk toplumunun genetik yapısının araştırıldığını öne sürdü. Olası biyolojik tehditlere karşı hazırlık yapılmasını isteyen Akşit, bilim insanı yetiştirilmesi ve araştırma altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, kamuoyuna yansıyan konuşmasında genetik verilerin güvenliği ve biyolojik silah risklerine ilişkin iddialarda bulundu. Türkiye’den kök hücrelerin çalınarak götürüldüğünü ileri süren Akşit, bu örneklerin Türk toplumunun genetik özelliklerini araştırmak amacıyla kullanıldığını savundu. Akşit, söz konusu bilgilerle belirli bir toplumu hedef alan silahlar geliştirilebileceğini iddia etti.
Akşit’in açıklamalarında öne çıkan çağrı, Türkiye’nin olası biyolojik tehditlere karşı kendi bilimsel kapasitesini artırması oldu. Araştırma laboratuvarlarının hızla kurulmasını ve bu alanda uzmanların yetiştirilmesini isteyen Akşit, bir saldırı ya da salgın durumunda tehdidin geniş kitlelere yayılmasından önce karşı önlem ve tedavi geliştirilebilmesi gerektiğini belirtti.
Konuşmasında virüslerin laboratuvar ortamında değiştirilerek insanlara bulaşabilecek hale getirildiğini de öne süren Akşit, bu çalışmaların mahkûmlar üzerinde denendiğini ve ortaya çıkan etkenlerin biyolojik silah olarak saklandığını iddia etti. Ancak paylaşılan konuşma bölümünde kök hücrelerin çalınması, belirli bir milleti hedefleyen silahlar veya mahkûmlar üzerinde deney yapılması iddialarını doğrulayacak belge ya da araştırma sunulmadı.
Akşit’in COVID-19’u genetik olarak programlanmış bir saldırı örneği olarak anması ve virüslerin hayvanlardan insanlara geçemeyeceğini savunması ise bilimsel bulgulardan ayrı değerlendirilmesi gereken ifadeler. Dünya Sağlık Örgütünün 27 Haziran 2025 tarihli değerlendirmesi, mevcut kanıtların ağırlığının SARS-CoV-2’nin doğrudan yarasalardan veya bir ara konak üzerinden insanlara geçişini desteklediğini bildiriyor. Örgüt, virüsün kökenine ilişkin araştırmaların henüz tamamlanmadığını da vurguluyor. Bu belirsizlik, COVID-19’un genetik olarak tasarlanmış bir saldırı olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmiyor.




