MİL-DİYANET SEN’DEN “TAZYİK HAPSİ” UYARISI:

AİLELER BELİRSİZLİĞE MAHKÛM EDİLMESİN

Mil-Diyanet Sen, Çocuk Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikle anne, baba, vasi veya çocuğun bakımından sorumlu kişiler hakkında uygulanabilecek 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsine ilişkin açıklama yaptı. Sendika, çocukların korunmasına itiraz etmediklerini vurgulayarak düzenlemenin kapsamının açık, anlaşılır ve öngörülebilir biçimde kamuoyuna anlatılmasını istedi.

7593 sayılı Kanun ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 45’inci maddesine eklenen tazyik hapsi düzenlemesi, ailelerin hakları ve uygulamanın sınırları konusunda tartışmalara neden oldu.

Mimimmil

“Koyulhisar Belediyesi bir parti devletinin özetidir”
“Koyulhisar Belediyesi bir parti devletinin özetidir”
İçeriği Görüntüle

Bu madde kaosa sebep olmasın!

Düzenlemeye ilişkin değerlendirmede bulunan Mil-Diyanet Sen, çocuk hakkında hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı davranılması hâlinde anne, baba, vasi veya çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişi hakkında tazyik hapsi uygulanabilmesinin önünün açıldığına dikkat çekti.

Kapsam neyi ifade ediyor?

Kanun hükmüne göre yaptırım, herhangi bir ebeveyn kararına kendiliğinden bağlanmıyor. Öncelikle çocuk hakkında verilmiş bir koruyucu ve destekleyici tedbir kararının bulunması, ardından bu kararın gereklerine aykırı hareket edildiğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Tazyik hapsine, ihlal edilen tedbirin niteliği ve aykırılığın ağırlığı dikkate alınarak çocuk hâkimi tarafından karar verilebiliyor. Karara karşı itiraz yolu da bulunuyor.

“Çekincemiz çocukların korunmasına değil”

Mil-Diyanet Sen, açıklamasında çocukların korunmasının devletin ve toplumun temel sorumluluklarından biri olduğunu vurgularken, sendikanın itirazının koruma tedbirlerine değil, yaptırımın hangi durumlarda ve hangi sınırlar içerisinde uygulanacağına ilişkin belirsizliklere yönelik olduğunu bildirdi.

Açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Bizim çekincemiz çocukların korunmasına değil; bu ağır yaptırımın hangi durumlarda ve hangi sınırlar içerisinde uygulanacağının yeterince açık ve öngörülebilir olmamasınadır.” Sendika; topuk kanı, aşılar, diğer sağlık uygulamaları, eğitim süreçleri ve ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili verecekleri kararların hangi şartlarda düzenleme kapsamında değerlendirilebileceği konusunda ailelerin ciddi soru işaretleri taşıdığını ifade etti.

“Sağlık uygulamalarındaki sınırlar açıklanmalı”

Kanunun resmî metni, tazyik hapsini doğrudan belirli bir aşıya, topuk kanı uygulamasına veya genel anlamda ebeveyn tercihlerine bağlamıyor. Yaptırım, çocuk hakkında verilmiş koruyucu ve destekleyici tedbir kararının ihlal edilmesi şartına dayanıyor. Bununla birlikte Mil-Diyanet Sen, özellikle sağlık uygulamaları bakımından hangi olayların koruyucu ve destekleyici tedbir kararına konu olabileceğinin ve kararın ihlali sayılabilecek davranışların kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanması gerektiğini savundu. 7593 sayılı Kanun ayrıca belirli sağlık sorunları nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen çocuklar hakkında uzman hekim raporu, sağlık kurulu değerlendirmesi ve çocuk hâkimi kararı içeren ayrı bir acil korunma süreci öngörüyor.

Üç bakanlığa açık çağrı

Mil-Diyanet Sen; Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulunarak düzenlemenin uygulama esaslarının gecikmeden açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Sendikanın açıklamasında şu çağrı yapıldı:

“Aileleri belirsizlik ve endişe içerisinde bırakmayın. Düzenlemenin kapsamını, özellikle sağlık uygulamaları bakımından hangi hâllerde tazyik hapsi uygulanabileceğini açıkça ortaya koyun.” Sendika, uygulamanın farklı kurumlar veya makamlar tarafından birbirinden farklı yorumlanmasının ailelerde ceza baskısı ve güvensizlik oluşturabileceğini belirtti.

“Çocuğun üstün yararı ile ailenin hakları birlikte korunmalı”

Mil-Diyanet Sen, çocuğun üstün yararının tartışmasız biçimde korunması gerektiğini ancak bu amaç gerçekleştirilirken aile hukukunun, ebeveynlerin temel haklarının ve hukuk devleti ilkesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti. Açıklamada, çocukların korunması ile ailelerin haklarının birbirinin karşıtı gibi değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: “Çocuğun üstün yararı elbette korunmalıdır. Ancak bunu yaparken aile hukukunun, ebeveynlerin temel haklarının ve hukuk devleti ilkesinin de aynı hassasiyetle gözetilmesi gerekir.”

Sendika; farklı yorumlara açık, ailelerde korkuya yol açabilecek uygulamalar yerine sınırları belirlenmiş, gerekçeleri açıklanmış, denetlenebilir ve hak temelli bir uygulama istedi.

“Çocuklar korunsun, aileler ceza endişesi yaşanmasın”

Mil-Diyanet Sen’in açıklamasında, yapılması gerekenin çocukların korunmasını zayıflatmak değil, düzenlemenin uygulama alanını hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlemek olduğu ifade edildi. Sendika, yetkili kurumların kamuoyunu ayrıntılı biçimde bilgilendirmesi gerektiğini belirterek çağrısını şu mesajla tamamladı: “Çocuklar korunsun; ancak aileler belirsiz hükümler ve ceza baskısıyla karşı karşıya bırakılmasın. Çocuğun üstün yararını da ebeveynlerin temel haklarını da güvence altına alan açık, anlaşılır ve öngörülebilir bir uygulama hayata geçirilsin.”