Yıkımla ilgili haberin altına yapılan yorumlar bu kadarı da olmaz dedirtti!
Kamu kurumu olmak hukuka uymama hakkı verir mi?
Seydikemer Belediyesinin orman arazisine izinsiz yaptığı öne sürülen Fen İşleri kademesinin, CİMER şikâyeti sonrasında apar topar yıkılmaya başlandığı iddiası kamuoyunda tartışma yarattı. Ancak habere yapılan bazı yorumlar, tartışmayı binanın hukuki durumundan çıkararak toplumdaki hak, hukuk, kamu malı ve adalet anlayışına taşıdı.
Yıkımdan çok yorumlar gündeme oturdu
Seydikemer Belediyesine ait olduğu belirtilen ve Fen İşleri kademesi olarak kullanılan bazı yapıların, CİMER’e yapılan şikâyetin ardından yıkılmaya başlandığı iddiası gündemdeki yerini koruyor. Orman arazisinde bulunduğu öne sürülen yapıların gerekli izinler alınmadan yapılıp yapılmadığı, yıkım kararının hangi gerekçeyle verildiği ve ortaya çıkan kamu zararının kim tarafından karşılanacağı henüz açıklığa kavuşmuş değil. Ancak habere yapılan bazı sosyal medya yorumları, en az yıkım iddiası kadar dikkat çekti.
Tartışmanın merkezine hukuk değil, şikâyet eden kişi konuldu
Yorumlarda, yapının hukuka uygun olup olmadığı sorgulanmak yerine CİMER’e başvurduğu belirtilen kişi hedef alındı. Bazı kullanıcılar şikâyetçiye yönelik ağır ve hakaret içeren ifadeler kullanırken bazıları da belediyenin halka hizmet ettiği gerekçesiyle izin almasına gerek bulunmadığını savundu.
“Belediye kamu değil mi, neden yıkılıyor?”
Alternatif Bakış’ın yaptığı paylaşımın altına yapılan bir yorumda açıkça, “Belediye kamu değil mi, neden yıkılıyor; belediyenin izin almasına ne gerek var?” ifadeleri kullanıldı. Başka bir kullanıcı ise yapıların belediye hizmetlerinde kullanıldığını belirterek, “Boşa yıkmayın, kullanmak daha faydalı. Sonuçta halk için yapılmış” değerlendirmesinde bulundu. Bir başka yorumda da “Halka hizmet yapan yer şikâyet edilir mi?” denilerek şikâyette bulunmanın yanlış olduğu savunuldu. Yorumların ortak noktasında, yapının mevzuata uygunluğu yerine hizmet amacıyla kullanılması öne çıkarıldı.
Kamu kurumu olmak hukuka uymama hakkı verir mi?
Oysa demokratik hukuk devletlerinde belediyeler de diğer bütün kamu kurumları gibi kanunlara, yönetmeliklere, imar hükümlerine ve izin süreçlerine uymakla yükümlü. Bir yapının belediye hizmetlerinde kullanılması, o yapıyı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmiyor. “Halk için yapıldı” gerekçesi de gerekli izinlerin alınmamasını, kamu arazilerinin mevzuata aykırı kullanılmasını veya kamu kaynaklarının denetimsiz harcanmasını meşrulaştırmıyor.
Vatandaştan önce kamu kurumları kurallara uymalıdır
Seydikemer Belediyesi’nin Fen İşleri Kademesi olarak kullandığı binanın izinsiz yapıldığı için CİMER şikayeti sonrası apar topar yıkıldığı iddiası bir yana konuyla ilgili haberlerin altına yapılan yorumlar vatandaşın hukuk bilinci, hukuka bakış açısı ve birey-kamu kurumu nezdinde hukuku önceleyen sebepleri algılama şekli açısından son derece önemli bir veri de sunmuş oluyor. Oysa tam tersine kamu kurumlarının, vatandaşlardan beklediği kurallara öncelikle kendilerinin uyması gerekiyor.
Vatandaşa kaçak yapı cezası aynı hukuka tabidir
Çünkü belediye vatandaşa kaçak yapı gerekçesiyle ceza uyguluyor, ruhsatsız yapıyı mühürlüyor veya yıkım kararı alıyorsa aynı hukuk düzeni belediye için de geçerli olmak zorunda. Hukuk, yalnızca vatandaşın kapısını çaldığında hatırlanacak bir kurallar bütünü değildir.
Şikâyet etmek “hizmet düşmanlığı” değil, anayasal bir haktır
Yorumlarda en fazla dikkat çeken noktalardan biri de CİMER’e başvuran kişinin “hizmeti engellemekle” suçlanması oldu. Oysa dilekçe ve şikâyet hakkı, vatandaşların kamu kurumlarının işlemlerini sorgulayabilmesi için tanınmış anayasal bir hak. Bir kamu yapısının izin durumunu sormak, kamu kaynağının nasıl kullanıldığını öğrenmek veya mevzuata aykırılık iddiasını yetkili kurumlara bildirmek suç değil; demokratik denetimin bir parçası.
Şikâyetin haklı olup olmadığına karar verecek olan sosyal medya kullanıcıları değildir
Bazı vatandaşların kendilerini hukukun yerine koyup şikayet edeni suçlayarak kamu kurumunu savunmaları da konunun hukuk boyutuna vurgu yapan vatandaşlar tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Oysa şikâyetin haklı olup olmadığına karar verecek olan da sosyal medya kullanıcıları değil, yetkili idari ve adli makamlar. Bir başvurunun ardından yıkım başlamışsa asıl sorulması gereken, “Kim şikâyet etti?” değil; “Şikâyete konu yapı neden hukuken savunulamadı?” sorusu olmalı.
Asıl israf yıkım mı, izinsiz yapılaşma mı?
Bazı yorumcular yapının yıkılmasını “israf” olarak nitelendirerek kullanılmaya devam edilmesini istedi. Ancak bu yaklaşım başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Eğer yapı gerçekten gerekli izinler alınmadan yapıldıysa asıl israf, onu yıkmak mı; yoksa kamu kaynakları kullanılarak hukuki durumu belirsiz bir yapıyı inşa etmek mi?
2023 yılında yapıldığı belirtilen binanın yıkılması ve başka bir alana taşınması hâlinde oluşacak maliyetin kamu bütçesinden karşılanması bekleniyor. Bu nedenle yalnızca yıkım giderinin değil, ilk yapım kararını verenlerin ve izin süreçlerini takip etmekle sorumlu olanların da sorgulanması gerekiyor.
“Bizden olana hukuk işlemesin” anlayışı mı?
Habere yapılan yorumlar, Türkiye’de sıkça karşılaşılan daha geniş bir toplumsal sorunu da görünür hâle getirdi: Hukukun ilkelere göre değil, kişi ve kurumlara göre değerlendirilmesi. Vatandaş izinsiz yapı yaptığında “kanun uygulanmalı” denilirken aynı şeyi belediye yaptığında “halka hizmet ediyor” savunmasına geçilmesi, eşit hukuk anlayışıyla bağdaşmıyor. Adalet; sevdiğimiz, desteklediğimiz veya oy verdiğimiz kurumların yanlışlarını görmezden gelmek değil, aynı kuralın herkese uygulanmasını istemektir.





