Seçildikten sonra bir kaç yıl dinleniyorlar ama tekrar seçim zamanı gelince evin yolunu unutuyorlar...
PEKİ PROJELERİNİZDE NE VAR?
Devasa bütçeler ayırıyorlar...
Seçildikten sonra bir kaç yıl dinleniyorlar ama tekrar seçim zamanı gelince evin yolunu unutuyorlar...
Gece ayrı gündüz ayrı reels videolarla sosyal medyada arzı endam ediyorlar...
Durup dinlenmek nedir bilmiyorlar seçim süreci bitene kadar.
Kıyafetlerini bile bunun için özel dizayn ediyorlar.
Lansmanlar, davetler, sunumlar, medyaya ayrı sosyal medyaya ayrı özel açıklamalar gırla gidiyor...
Peki ne için?
Seçim zamanı yaklaşınca hep aynı manzara...
Falan esnafımızı ziyaret ettik, esnafımızı dinliyoruz.
Yapma yav?
Esnafı dinlemek için 12 ay beklemeye hacet yoktu aslında ama...
Hadi olsun bu seferlik.
Diğer adaya bakıyorsun, üç beş kurmay yanında, bir işletmeden içeri girerken ki görüntüden bir kesit: Esnafımızla birlikte büyüyeceğiz...
E daha önce yerinde mi sayıyordun, büyümeyi mi durdurmuştun?
Başka bir gün büyüklerimizden falanı ziyaret ettik... Neden?
E biz vefayı önemsiyoruz...
Neden Eylül'ü beklediniz ki bunun için, Haziran'da vefa denize mi giriyordu?
Bir diğeri bir düğün merasiminden poz veriyor, "Mutlu günlerinde yanlarında olduk"
Sağ ol, eksik olma da mutluluk günlerinde nerede olunuyor ki zaten?
Esnafın durumu daha fena...
Her seçim döneminde siyasetçi gelir elini sıkar...
Esnaf odası seçimi olur adaylar gelir kutsal bir ritüel gibi günde üç kez elini sıkar...
Ticaret odası seçimleri gelir sabah akşam elini sıkar...
Siyasetçi vekil seçilir gelir yine elini sıkar...
Hepsi günün sonunda esnafın elini tutuyor da esnaf günün sonunda neyi tutuyor, işte orası biraz meçhul...
Allah'tan bazı adaylar kendilerini geliştirmişler, el sıkmayı bırakıp bir tık üste geçmişler...
Artık el ense çekiyorlar esnafa, subliminal mesaj verir gibi...
Yani bize artık elin değil senin ensen lazım dercesine...
Esnafta ise bu mesajı alacak derman kalmamış zaten...
Adam ruhen de, fikren de, zikren de jöle kıvamına gelmiş.
Ekonomik durum ayrı vurmuş esnafı...
Vergiler ayrı vurmuş, ÖTV ayrı vurmuş...
Krediler ayrı vurmuş, zamlar ayrı vurmuş...
Adam kaza geçirmiş TOFAŞ gibi, her yeri vuruk zaten...
Kendine çekilen el ensenin hesabını yapacak şuur kalmamış ki adamda...
Demiyor ki bir güne bir gün "Yahu, üç kuruşun hesabını yapan bu tüccarlar bu kadar parayı resmiyette maaşı bile olmayan bir koltuk için neden harcıyorlar?" diye soramıyor kendine...
Ya cevabı başta biliyor, çarkın nasıl döndüğünü anladı...
Ya da dönen bunca fırıldak içinde yapacak bir hesap bulamıyor kendine...
Mesela hiç Ticaret Odalarının bütçelerinin hangi kalemlere kullanıldığını sorgulayan bir esnaf gördünüz mü?
Mesela Ticaret Odalarında çalışan sayısını verilen hizmete oranlayıp muhasebesini yapan bir esnaf duydunuz mu?
Mesela Ticaret odalarının yıllık bütçe harcamaları üzerine kafa yoran bir esnafa rastladınız mı?
Ben hiç görmedim şahsen...
Hatta ben beyaz gömleklilerle mavi kravatlılar seçimden seçime meydana çıktıklarında anlıyorum ticaret odalarının genel işleyişinin ne olduğunu...
SEÇİLMEK İÇİN VARIZ, VAR OLDUĞUMUZ İÇİN SEÇİLİYORUZ...
Bütün paradoks bundan ibaret...
Benim asıl merak ettiğim şu:
Önceki yönetim seçilmezden önce vaat ettiklerinin ne kadarını yaptı ve bu yaptıklarının üzerine hangi projelerle sahaya çıkıyor?
Yönetime talip olan diğer aday hangi projelerle esnafın karşısına çıkıyor ve izleyeceği yol haritasında neler var?
Ben sadece buna bakarım...
Ama billboardlara bakıyorsun vaatler varsa küçük puntolarla, adayların yakışıklı resimleri devasa boyutlarda...
En samimi bulduğum da bu zaten, beni seçerseniz böyle küçük bir hizmete nail olmanız kaçınılmazdır der gibi...
Afişlere bakıyorum, projeler yerine eski hazine bakanı gibi adayların ışıl ışıl parlayan gözlerine muhatap oluyorsunuz...
İnsanın ekonomimiz zaten ışıl ışıl, bir de siz parlamasanız mı acaba diyesi geliyor...
Dilimize dolandı bir hayvancılık entegre bilmem ne, üç ayda bir toplanıp toplanıp basına poz vermekten de yorulmuyorsak yani, üstelik fonuna kadar soyulmuş bir toplum olmayı bile içselleştirip sosyal medyada yılışık pozlar vermeye devam edebiliyorsak e bize gelen de el ense çeker giden de, gocunacak bir şey yok demektir...