Dalaman’da su çekilecek. Sokaklar temizlenecek, dükkânların önündeki çamurlar kaldırılacak. Ama vatandaşın uğradığı zarar, üreticinin kaybettiği ürün, evine su giren ailenin yaşadığı korku kolay kolay unutulmayacak.

İKİ YILIN HESABI SORULUYORSA,

BEŞ YILIN HESABI DA SORULMALIDIR!

Dalaman’da su çekilecek. Sokaklar temizlenecek, dükkânların önündeki çamurlar kaldırılacak. Ama vatandaşın uğradığı zarar, üreticinin kaybettiği ürün, evine su giren ailenin yaşadığı korku kolay kolay unutulmayacak.

Tersakan Çayı’nın taşmasıyla evlerin, iş yerlerinin ve tarım arazilerinin su altında kalması, bazı yolların ulaşıma kapatılması, ilçenin taşkın karşısındaki kırılganlığını yeniden gösterdi. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Bu kadar büyük bir mağduriyet önlenebilir miydi?

Sorulması gereken doğru soru budur. Ancak cevabı ararken siyasi hafızamızı yalnızca son seçimden başlatamayız.

Benim şahsi kanaatim şudur: Teknolojinin ve imkanların bu denli arttığı bir çağda bir çayın taşmasıyla şehirler sular altında kalıyorlarsa burada bir terslik var demektir. Şehirlerin konumlandırıldığı alanlar ranta uygun ama yerleşime uygun değilse ve buna rağmen insanlar açgözlülüğün esareti altında betonlaşmayı ekonomik gelişme olarak görüp dere yataklarına bile bina yapıyorlarsa burada suçlanacak tek bir kurum yoktur aksine başta belediyeler olmak üzere ülkenin imar alanlarını düzenleyen tüm kurumlar bu suça ortaktırlar.

Sezer Durmuş, Mart 2024’te belediye başkanı seçildi. İki yılı aşan bir süredir Dalaman’ı yönetiyor. Elbette kendisine hesap sorulacaktır. Belediyelerin ihmalleri nedeniyle mağduriyet yaşayan vatandaş belediye başkanına dönüp iki çift laf etmeyecekse kime derdini anlatacak?

Şimdi asıl mesele şudur. Belediyeler her yıl yaşanan bu mağduriyetlere ve su baskınlarına rağmen neden önlem almıyorlar? Ekonomik kaynakları mı yetersiz? Siyasi irade mi gösteremiyorlar? Kurumlar birbirlerinin önüne taş mı koyuyorlar? Sebep her ne ise vatandaşa ilgili kurumlar elbette hesap vermelidirler.

Belediye başkanlığı, yalnızca güzel günlerde hizmet anlatma makamı değildir. Zor günlerde açıklama yapmayı, eleştiriye cevap vermeyi ve yapılan işin belgesini ortaya koymayı da gerektirir.

Fakat burada durursak ve mevcuda bakıp geçmişe iki çift laf etmezsek eksik konuşmuş oluruz. Zira Sezer Durmuş Dalaman’da iki yıllık bir görev süresini dolduruyor ama Dalaman Belediyesi iki yıllık bir belediye değildir. Dalaman Belediyesi’nin son 10 yılını konuşmanız gerekir hakikati arıyorsanız aksi takdirde gündelik dedikodular üretmekten başka bir şey yapmış olmazsınız.

O halde soralım: Sezer Durmuş’un iki yılı sorgulanırken, önceki belediye başkanı Muhammet Karakuş’un beş yılı neden aynı ciddiyetle sorgulanmıyor? Üstelik Muhammet Karakuş iktidar partisinin belediye başkanı değil miydi?

Lafa gelince iktidar partisinden seçmezseniz hizmet alamazsınız imalı cümleler sarf ediliyor. Peki Muhammet Karakuş CHP’li bir belediye başkanı mıydı? Tersakan çayının ıslahı Karakuş’un belediye başkanlığı yaptığı dönemde yapılamaz mıydı? Beş yıl Dalaman’ı sel baskınlarından kurtaracak projeleri hayata geçirmek için yeterli bir süre değil miydi?

Yanlış anlaşılmak istemem, Sezer Durmuş’un iki yıllık hizmet dönemi sorgulanmasın demek istemiyorum ama mesele ciddiyetle ele alınacaksa o zaman beş yıl boyunca iktidar partisinin belediye başkanı olmasına rağmen Muhammet Karakuş dönemi de sorgulanmalıdır. Zira Dalaman Sezer Durmuş döneminden ibaret değildir.

Hepimiz biliyoruz, Dalaman’ı 2019–2024 döneminde yöneten Karakuş, iktidar partisinin belediye başkanıydı. Bugün altyapı yetersizliğinden söz ediyorsak, bu yetersizliğin hangi dönemlerde oluştuğunu, hangi dönemlerde devam ettiğini ve iktidar partisinden bir belediye başkanı döneminde neden giderilemediğini de konuşmak zorundayız.

Tersakan çayı son iki yılda ortaya çıkmadı. Dalaman’ın alçak kesimleri, suyun akış güzergâhları ve yağışlı dönemlerde yaşanabilecek riskler de son seçimden sonra oluşmadı.

Öyleyse soralım: Önceki beş yılda yani Muhammet Karakuş döneminde taşkın riskini azaltmak için hangi kalıcı projeler hazırlandı?

Sorularımızı sel baskını ve altyapı yetersizliği üzerinden çoğaltabiliriz: Eğer Karakuş döneminde Dalaman’ın olası bir su baskınına karşı riskleri minimum seviyeye indirecek bir proje hazırlandıysa bu projelerden hangileri tamamlandı? Hangileri yarım kaldı? Yağmur suyu tahliyesi için ne kadar kaynak ayrıldı? Bugünkü yönetime nasıl bir altyapı ve nasıl bir risk tablosu devredildi?

Yine yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için belirtmek isterim, ben AK Parti seçmeniyim, bunu açıklamakta da bir beis görmüyorum. Bunlar da siyasi husumet soruları değildir, bilinsin diye bu izahatı yapmak istedim. Bunlar, zarar gören vatandaşın sormaya hakkı olan sorulardır.

Muhammet Karakuş döneminde iktidar partisinin kudretli milletvekilleri de vardı Muğla’da, İl Başkanları da vardı. Demek ki proje üretmek, hizmet etmek için hangi partiden olduğunuz değil nasıl bir vizyona sahip olduğunuz önemliymiş.

Karakuş döneminde hiçbir çalışma yapılmadığını, belgeleri incelemeden söylemiyorum elbette. Ancak çalışmaların ne olduğunu ve ilçenin taşkın güvenliğine ne kazandırdığını açıklamak da o dönemin aktörlerinin sorumluluğudur.

Üstelik iktidar partisine mensup olmanın hizmete erişimde bir avantaj olduğu yıllarca siyasi bir gerekçe olarak sunulduysa, o avantajın Dalaman’ın altyapısına nasıl yansıdığı da ortaya konulmalıdır. Merkezi kurumlarla hangi projeler yürütüldü? Hangi destekler alındı? Hangi talepler sonuçsuz kaldı? Hepsi ortaya konabilmelidir ki halk da hizmet eksikliğinin nereden kaynaklandığını anlamış olsun.

“Bizden olursa hizmet gelir” anlayışının karşılığı, yalnızca seçim meydanlarında değil, yağmur altında da görülmelidir.

Elbette bir çayın taşmasını tek başına ilçe belediyesinin üzerine yıkmak doğru değildir. Dere ve havza yönetimi, yağmur suyu hatları, yollar, menfezler ve yapılaşma kararları farklı kurumların çalışmasını ilgilendirir. Tam da bu nedenle sorumluluk, kurum isimlerinin arasına saklanarak ortadan kaldırılamaz.

Vatandaşın bilmek istediği şey açıktır: Kim neyi yapacaktı, neyi yaptı, neyi yapmadı?

Bugünkü başkan, geçmişten devraldığı sorunları açıklamalıdır. Fakat “Benden önce de vardı” diyerek kendi döneminin hesabından kaçamaz. Önceki başkan da bugün görevde olmadığı gerekçesiyle, yönettiği beş yılın sonuçlarından bütünüyle ayrı düşünülemez.

Görevin devri, geçmişin hesabını silmez; geçmişin eksikleri de bugünkü yönetimin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Sel sırasında ekiplerin sahada olması elbette önemlidir. Nitekim Başkan Sezer Durmuş, ekiplerin müdahalelerini sürdürdüğünü birçok kez açıkladı. Ancak vatandaşın beklentisi, yalnızca su bastıktan sonra yardım gelmesi değildir. Suyun evine, dükkânına, serasına ulaşmasını önleyecek çalışmanın zamanında yapılmasıdır. Tam da bu nedenle Dalaman’ın sadece iki yılı değil önceki 5 yılı da sorgulanmalıdır.

Şunu da belirtmekte fayda görüyorum, Dalaman’ın ihtiyacı, eski ve yeni yönetimlerin birbirini suçladığı bir tartışma ortamı da değildir. Önceki dönemin projeleriyle bugünkü dönemin hazırlıklarını yan yana koyan, eksikleri açıkça gösteren ve tamamlanacak işleri tarihlendiren bir çalışma programına ihtiyaç vardır. Umarım mevcut Başkan Sezer Durmuş son birkaç gündür yaşanan felaketin sonuçlarına ciddiyetle odaklanacaktır.

Belediye yönetimleri tüm şeffaflıklarıyla halkın karşısına çıkmalıdırlar. Sorunu açıkça paylaşmalı, çözüm için ne gibi bir çaba gösterdiklerini de izah etmelidirler. Zira belediyecilik sadece günlük güneşlik günlerde yapılan neşeli açıklamalar ve sosyal medya paylaşımlarından ibaret değildir.

Bir kere şunların tespiti yapılmalı ve ivedilikle çözüm üretilmelidir Dalaman’da: Hangi kanalın kapasitesi yetersiz? Hangi menfez dar geliyor? Hangi bölgede yapılaşma suyun yolunu kesiyor? Hangi yatırım bekliyor? Bütün bunlar tespit edilmeli ve acil çözüm üretilmelidir.

Sözün özü, mevcut Başkan Sayın Sezer Durmuş’a bu gün Dalaman’da yaşanan sel baskınlarının hesabını sorabiliyorsak, sosyal medyada büyük puntolu eleştiriler yöneltebiliyorsak, öyleyse aynı soruları önceki belediye başkanı Sayın Muhammet Karakuş’a da sormamız gerekir.

Zira Dalaman iki yıl önce kurulmuş bir belediye değildir.

Dalamanlıların çamura bulanmış emeği, seçici bir siyasi hafızadan çok daha değerlidir.